|
|
Feride hareketli, yaramaz ve ayni zamanda da disari hiçbir zaman vurmasa bile duygusal bir kizdir. Üç yasina kadar Musul’da yasamis olan Feride buradaki kurakliktan dolayi ailesi ile birlikte Kerbelâ’ya göçmüstür. Istanbul’a göçmeden önce alti yasindayken annesini kaybeder. Bundan sonra Feride teyzesinin yanina Istanbul’a gelir. Istanbul’da yeni akrabalariyla tanisan Feride, burada da yaramazliklarini sürdürür. Yalniz bir tek Besime Teyzesinin oglu olan Kâmran’a karsi çekingenligi ve cesaretsizligi vardir. Kâmran ise yasça Feride’den büyüktü ve çok uslu ve agirbasli biridir. Feride dokuz yasindayken de büyükannesini kaybetmistir. Sonra Feride on sene boyunca okuyacagi Sör Mektebi’ne yazilir. Okula basladiktan kisa bir süre sonra da babasini kaybeder. Yaramazliklarina okulda da devam eden Feride bu yüzden arkadaslarindan ayri bir sekilde tek basina oturtulmustur.
Feride birçok kisinin cesaret edemeyecegi islerde yapardi. Meselâ her teneffüs okullarindaki agaca tirmanir ve daldan dala atlardi. Iste bunu gören muallim ona “Bu kiz insan degil ÇALIKUSU” diye bagirmis ve o günden sonra Feride’nin adi ÇALIKUSU olarak kalmistir.Feride ile Kâmran genelde birbirleriyle kavga ederler. Ama ikisinin esas iliskisi Feride’nin yine agacin üstündeyken bir aksam Kâmran ile Neriman adinda dul bir kadinin konusmalarini duymalariyla baslar. Bu günden sonra Kâmran Feride’den korkmaya baslamistir ve ona, bu olayi kimseye anlatmamasi için, düzenli araliklarla hediyeler gönderir. Fakat bu hediyeler Feride’yi kizdiriyordur. Bir yaz Feride Tekirdag’a baska bir teyzesini yanina gider. Teyzesinin kizi Müjgân Feride’nin çok sevdigi, agirbasli ve Feride’ye ailede tek söz geçirebilen kisidir. Feride okulda, arkadaslari kendi sevgililerinden konusurlarken o da konunun disinda kalmamak için, Kâmran’i kendi sevgilisi gibi anlatmistir. Feride bunu Müjgân ablasina anlattigi zaman , Müjgân, Feride’nin Kâmran’i sevdigini anlar ve her zaman Feride’nin agzindan Kâmran’la ilgili laf almaya çalisir. Kâmran Müjgân’in da düsündügü gibi o yaz Tekirdag’a gider. Bir gün salincakta sallanirken Kâmran Feride’ye evlenme teklif eder ve daha sonra nisanlanirlar.
Feride Müjgân ablasinin önceden de tahmin ettigi gibi Kâmran’i çok seviyordur fakat nedense Kâmran’a karsi çok çekingen davraniyordur. Onunla yan yana gelmemeye özen gösteriyor ve dogru düzgün konusmuyordur. Kisaca Kâmran’dan kaçiyordur.
Istanbul’a döndükten bir süre sonra Kâmran, amcasinin teklifini Feride ile birlikte degerlendirir ve en sonunda memuriyetini yapmak için amcasinin yanina Avrupa’ya gitmeye karar verir. Bu memuriyet dört sene olmasina ragmen ikisi için de çabuk geçer. Fakat dügüne üç gün kala hiç beklenmedik bir olay olur. Feride bahçede dolasirken kapinin önünde siyah çarsafli bir kadin görür ve o kadin Feride’ye Kâmran’in Avrupa’da baska bir kadini sevdigini söyler. Yaninda Kâmran’in yazdigi bir mektubu getirir. Bu olayi ögrenen Feride derhal evi terk eder ve kendi hayatini kurmak ve yasamak için Anadolu’ya gitmeye karar verir.
Istanbul’dan çikmadan önce Feride annesini dadisi olan Gülmisal Kalfanin evinde kalir. Yaklasik bir bir buçuk aylik bir beklemeden sonra Bursa’nin merkez rüstiyesinde Cografya ve Resim muallimligine tayin edilir. Fakat Feride Bursa’ya gittiginde bir baskasinin daha ayni göreve atandigini görür. Bir aylik bir beklemeden sonra bu görev Feride’ye çikartilmistir. Fakat Feride müdürün israrci teklifleri ve diger ögretmenin aglayislari ile hazirlanan bu tuzaga, hayat tecrübesi olmadigi ve kalbinin çok temiz olmasi nedeniyle düserek, görevinden istifa edip Bursa’nin yakininda Zeyniler Köyünde muallimlige geçer. Müdürün Feride’yi kandirmak için öve öve bitiremedigi Zeyniler Köyü daha dogru dürüst yolu olmayan hatta okulu bile ahirdan bozma bir yerdir.
Feride önceleri hiç sevmedigi o can sikici ve karanlik yeri alistikça sevmeye basliyordur. Bu köyde hemen derse baslamis ve ögrencilerle iyi iliskiler kurmustur. Fakat ögrencilerinin arasinda Munise adinda bir kiz onu çok etkilemistir. Bu kiz babasi ve ablasiyla kaliyordur. Bu kizi çok sevdigi için onunla digerlerine oranla daha fazla ilgileniyordur. Bir gün Munise bir kabahat isler ve babasi onun üzerine yürüyünce evden kaçar. Karlarla bir gün bogustuktan sonra Munise Feride’ye siginmaya karar verir. Feride bu olay üzerine, Munise’nin babasindan da izin alip onu evlatlik edinir.
Feride her geçen gün bu küçük köye alismaktadir. Bir gün köye bir müfettis gelir ve okullarini ziyaret eder. Daha önceden de belirttigim gibi ahirdan bozma bu okulu müfettis gördügünde bu okulda ders yapilamayacagini söyler ve okulu kapatmaya karar verir. Feride’ye ise onu baska bir okula tayin edecegini söyler. Feride, Maarif Müdürünün yanina gittiginde müdür ona açikta yer olmadigini söyler. Ama müdürün odasinda eski bir arkadasini görüp, onunla Fransizca konusmaya baslayinca bu olay sayesinde Bursa Darülmuallimatinda çalismaya baslar.
Feride bu okulda da çok mutlu olmus ve yine ögrencilerle çok iyi iliskiler kurmustur. Artik Feride çok güzel bir genç kiz olmustur. Bu güzelligi nedeniyle kendisine Bursa’da “ipekböcegi” ismini takarlar. Okul çok iyi gidiyordur fakat okulda çok sevdigi ve kendisine çok yakin hissettigi Seyh Yusuf Efendi, Feride’ye asik olmustur. Üstelik bunu Feride’den baska herkes bilmektedir. Bir gün bunu bir arkadasi Feride’ye söyleyince Feride çok utanir ve artik insan içine çikamaz olur. Çünkü Seyh Yusuf hastalanip ölünce Feride’ye herkes suçluymus gibi bakar ve Feride buna daha fazla dayanamayarak Çanakkale’ye gider.
Maarif Müdürünün emriyle Çanakkale Rüstiyesi’ne emri çikan Feride, Munise’yi de alarak Çanakkale’ye yerlesir. Fakat güzelligi burada da herkesin dikkatini çeker ve bu sefer ona “Gülbeseker” ismini takarlar. O çevrenin en zengin ailesinin kizlarinin ögretmenligini yapan Feride, kizin da istegiyle konaga davet edilir. Fakat bu davetin sebebi baskadir. Konagin sahibi Nerime Hanimin amcasinin oglu Ihsan, Feride’yi begenmistir. Davetin esas sebebi evlenme teklifidir. Fakat Feride bu teklifi herkesi sasirtacak sekilde reddeder. Bu olaydan kisa bir süre sonra Hafiz Kurban Efendi adinda evli bir adamdan daha evlenme teklifi alan Feride bu teklifi de reddeder. Tabii Feride artik sokaga çikamaz olmustu.
Bir süre sonra da Nazmiye adinda bir arkadasinin davetini iyi niyeti nedeniyle kabul eden Feride basina neler gelecegini bilmiyordur. Arkadasi Feride’ye nisanlisini ve nisanlisinin en yakin arkadasi olan Burhanettin adinda birini tanistirir. Daha sonra yemege indiklerinde bütün salon Burhanettin ve Gülbeseker diye inliyordur. Bu davet aslinda Burhanettin Bey ile Feride’nin arasini yapmak için düzenlenmistir. Bu olaydan sonra Feride artik Çanakkale’de de daha fazla kalamayacagini anlar ve okulun müdiresinin birkaç yakin arkadasi ile görüsmek için Izmir’e gider.
Fakat burada isler istedigi gibi gitmez. En sonunda oranin en zenginlerinden birinin kizlarina Fransizca dersi vermeyi kabul eder. Artik Feride ve Munise köskte kaliyorlardir. Fakat köskün sahibinin oglu Cemil Bey gece Feride’yi merdivenlerde sikistirir. O evden ayrilmadan önce Kâmran’in önceki yaz evlendigi haberini alir. Daha sonra Maarif Idaresine gittigi zaman Kusadasi’nda Türkçe ve resim muallimine ihtiyaç oldugunu ögrenir. Feride bu görevi kabul ettikten sonra, Anadolu yolculugunda son duragi olan Kusadasi’na hareket eder.
Kusadasi’nda okulu istedigi gibi yöneten Feride burada da mutlulugu bulmustur. Ancak Kusadasi’na gittikten bir ay sonra muharebe baslar ve okul, kumandanligin emriyle hastaneye dönüstürülür. Feride, daha önce Zeyniler’de tanistigi bir doktoru, Hayrullah Bey’i, burada tekrar görünce, onun israri sonucu hastane de hemsirelik yapmaya baslar. Hemsirelige basladiktan bir ay sonra Feride’nin hastasi Ihsan Bey olur. Ihsan Bey muharebede agir yaralanmis ve ameliyat edilmistir. Feride hem Ihsan Bey’e acidigi hem de Kâmran’i unutmak için, Ihsan Bey’e evlenme teklifi etmis fakat kendine acindigini anlayan Ihsan Bey bu teklifi reddetmistir.
Muharebe bittikten sonra mektep tekrar kurulur ve Feride “Müdire” olur. Fakat acilar burada da Feride’yi birakmaz ve Feride Munise’yi topraga vermenin üzüntüsü ile tam on yedi gün boyunca kendine gelemez. Onun bu durumunu gören ve onu bir kizi gibi seven Hayrullah Bey, Feride’yi iyilesinceye kadar bekler ve onu yanina alir. Bu olaydan sonra Feride artik Hayrullah Bey ile birlikte kalmaya baslar. Fakat Feride’nin Hayrullah Bey’in yaninda kalmasi halk tarafindan hos karsilanmaz ve ikisi hakkinda kötü dedikodular çikar. Bunun üzerine Hayrullah Bey dedikodulari engellemek için Feride ile evlenir.
Feride ise evlenmeyi kabul ederken hayatinda ilk ve tek sevdigi Kâmran’dan da ayrilmis oluyordu. Bu durumu anlayan Hayrullah Bey ölmeden önce son istegi olarak Feride’den Istanbul’a gitmesini ister ve Feride’ye Kâmran’a iletmesi için bir mektup verir. Bu mektupta Kâmran’a Feride’nin kendisini ne kadar sevdigini yazar. Ayrica mektubun içine bu kitabi olusturan Feride’nin günlügünü de koyar.
Feride bu son istek üzerine Istanbul’a gittiginde Kâmran’i ne kadar sevdigini bir kez daha anlar. Kâmran’da evlendigi kadini kaybetmistir. Ayrica Kâmran evlense bile yalnizca Feride’yi sevmistir. Kâmran bu günlügü okuyunca Feride’nin de kendisini sevdigini anlar. Bunu amcasina anlattiginda amcasi ve Kâmran, Feride’nin haberi olmadan kadiya giderler ve nikâh kiydirirlar. Böylece Feride bu kadar acidan sonra haberi olmadan hayatta en çok istedigi kisiyle evlenir ve en sonunda mutlulugu bulur... |